30 Haziran 2011-perşembe "Benim Kentim"/My City" thurs.18:30-20:30


"Benim Kentim'in Ardından/Looking after 'My City'"

Esra Sarıgedik, Seçil Yersel, Özge Açıkkol, Yavuz Parlar.

Davetli tartışmacı: Evrim Altuğ

Benim Kentim projesi Türkiye’den beş kentte kamusal alanda yapılan projeleri, bunlara eşzamanlı ilerleyen bir eğitim programını ve Avrupa’daki altı kentte gerçekleşen konuk sanatçı programını kapsıyor. Beş kentte çalışmak üzere seçilen ve bu kentlere gelip araştırmalar yapan beş Avrupalı sanatçı, Çanakkale, İstanbul, Konya, Mardin ve Trabzon’un kamusal alanlarında çeşitli projeler gerçekleştirdi. Bu projelerin gerçekleşme aşamasının öncesinde ve sonrasında her daim kamusal alanın aktörleri ve kurallarıyla yeni uzlaşım alanları resmî ve gayrıresmî kanallar aracılığıyla kuruldu. Bu zorlu süreç tüm taraflar için öğretici ve eğitici olurken, her şehir yeni bir sanat pratiğiyle tanışma fırsatı buldu.“Kamusal Alan” terimi projenin uzantısı olan her tür yazılı/sözlü yayının anahtar kelimesi haline geldi. “Kamusal Alanda Sanat” kategorisi her ne kadar ne tür bir kamu ve nasıl bir sanattan bahsedildiğini anlatmakta sığ kalıyorsa da, aslında güncel sanatçının iyi niyetli çabasının bir tür “ortak” alanın inşası olduğunu vurguluyor. Ama Kamusal ya da Ortak Alan’ın kırılganlığı, mekânsal haklara özgü hassasiyet, başka türlü ve açıksözlü bir sanat eleştirisini de gerekli kılıyor bugün. Benim Kentim kitabının bu eleştirel yönü besleyeceğini umuyoruz.

Bu “ortak” alanın inşası ucu açık bir süreç ve dolayısıyla Benim Kentim projesi de sanatçıların bitmiş gibi görünen yapıtlarına karşın halen devam ediyor. Bu işler ayrı bir sürdürülebilirlik tasarısını gerektiriyor. Bu yüzden, sanatçıların kentlerdeki araştırma süreci, kentle kurduğu ilişkiler, projelerin en önemli kısmını oluşturdu. Bu süreçleri kitapta görünür kılmak istedik. Beş kentte projelerini gerçekleştirmiş olan sanatçılar ve Avrupa’daki konuk sanatçı programına katılmış olan altı sanatçı Benim Kentim deneyimlerini anlattılar. Projenin başlangıcında sanatçıları aday göstermiş olan küratörlerin makaleleri ise sanatçıların geçmişteki işleriyle Benim Kentim projesinde yaptıkları işler arasında bağlantı kurdu. Eğitim programının kurgusunu ve gerçekleştirilmesini sağlayan Pace Çocuk Sanat Merkezi şehirlerdeki başka bir deneyim alanını anlatırken, TRT işbirliğinde, yapımcı ve yönetmen Nuran Bayer ve ekibinin hazırladığı belgesel de projenin algılanmasına başka bir katkı vermiş oldu.

Ortak alanlardaki sanat projelerinde birden fazla aktör de var. Kentlerdeki yerel yönetimler, sanat çevresi, kent sakinleri, proje koordinatörleriyle başlayan bu liste uzayıp gidiyor. Yapıtların sürekli yaşayan, işleyen birer mekanizma olmaya devam etmesi bu aktörlerin elinde. Projenin oluşumunda ve gerçekleştirilmesinde etkin rol almış kişilerin görüşlerine de yer verdik. Editöryel ekip olarak kitabı oluştururken tek tek kentleri ziyaret edip küçük röportajlar yaptık. Bu röportajlar olmasaydı, projelerin çokboyutluluğunu gösterebilmek mümkün olmayacaktı. Projeler her bir kentin farklı dinamiklerinden kaynaklanan farklı sonuçlar doğurdu. “Bu sonuçlar ve Benim Kentim projeleri üzerinden bu kentlere yeniden bakılabilir mi?” sorusunu sorabiliriz.

Tüm bu tartışma ve bakışları tek bir kitapta yansıtmak zor olsa da, umarız bu proje vesilesiyle yaşanan deneyimin çok yönlü yapısı burada bir parça görünürlük bulmuş olur.


The My City project includes projects that took place in the public spaces of five cities and simultaneous education programme and guest artist programme in six different cities in Europe. Five European artists who were chosen to work in five different cities did research and produced public art projects in Çanakkale, İstanbul, Konya, Mardin, and Trabzon. Before, after, and during the realisation of these projects new consensual spaces were continuously negotiated with the actors and rules of the public space through official and nonofficial channels. While this arduous process was educational for all sides, each city was introduced to a new art practice. The notion of “Public Space” became the key word for all the written and oral documents of the project. The category of “Art in Public Space,” despite its deficiencies in articulating and specifying what kind of a public and what kind of an art, emphasises the benign struggle of the contemporary artist in the construction of a “collective” space. Nevertheless, the fragility of Public and Collective Spaces and the sensibility towards spatial rights requires a different and honest practice of art criticism. We are hoping that the My City project will nourish this critical reflexivity.

The construction of this “collective” field is an open-ended process and, therefore, despite the participating artists’ works that seem to be completed, the My City project still continues. These works call for a distinct design for sustainability. Hence, the artists’ research activities in these cities and the kinds of relationships they established with their cities constituted the most important aspect of their projects. In this book we sought to render these processes visible. The artists who have completed their projects in five different cities and the six artists who have participated in the guest artist programme in Europe told their My City experiences. The articles written by the curators who have initially nominated these artists for the project have explored the links between the artists’ previous works and the works they produced for the My City project. While Pace Children’s Arts Center, which designed and implemented the educational programme has commented on a different field of experience in the participating cities, the documentary produced and directed by Nuran Bayer and her production team in collaboration with TRT has also contributed to the wider reception of the project.

There are a number of actors that are involved in the art projects in collective spaces. This includes – among many others – local governmental bodies in the cities, the arts circles, urban dwellers, and project coordinators. The possibility for these art works to continue to be mechanisms that endure and reproduce is entirely in the hands of these actors. We also opened space for the views of those people who have taken active roles in the creation and the realisation of the project. We, as the editorial team, visited each and every city and conducted brief interviews while we worked on the book. Without these interviews it would be impossible to demonstrate the multi-dimensionality of the projects. Thanks to different dynamics of these cities, the projects gave birth to different repercussions. Whether we can look at these cities anew is a question that we can ask through these repercussions and the My City project.

Acknowledging the difficulty of including all the different discussions, debates, and perspectives in a single book, we are still hoping that the multi-dimensional experience that this project enabled was rendered at least partly visible.

No comments:

Post a Comment